Tam (6:115) ve tamamen detaylı (6:114), eksiksiz (6:38) ve tek din kaynağı, yani dinin tek kaynağı (6:19) olan Kuran'dan sonra gelen Reşad Halife'nin görevleri ne idi? Onun elçiliğini kabul ettiğini iddia eden bazı kesimler, onun ölümünden sonra ona bazı görevler biçtiler. Halbuki Reşad Halife kendisinin görevlerinin neler olduğunu net olarak belirtmiştir.
Kendinizi kutsal yazı getirmeyip, kendinden önceki kutsal yazılar üzerine yol yürüyen Elçi Salih döneminde hayal edin. Şöyle varsayın, Salih gelip kendi görevlerini bildiriyor. Ondan sonra gelenler, "Salih'in tek görevi deve mucizesini göstermekti" diyorlar. Ne düşünürsünüz. Peki kime inanırsınız? Salih'e mi, yoksa Salih öldükten sonra ona görev biçenlere mi?
Örneğin, Musa 40 gece için ayrıldığında, Samiriye'li bir adam geldi ve dedi ki "Musa da, Harun da yanlış anladı, asıl görev buzağıya tapmaktır." Kime inanırsınız? Musa'ya mı inanırsınız, yoksa ona görev biçen birine mi?
Edip Yüksel başta olmak üzere birçok Kurancı'ya göre, Reşad Halife'nin görevi "Sadece Kuran + 19 mucizesini" söyleyip gitmekti. Ancak Reşad Halife, kendi görevlerini sıralıyor. Peki Reşad'a görev biçenlere mi inanacaksınız? Yoksa elçinin Tanrı adına konuşarak sıraladığı görevlerine mi inanacaksınız?
Şimdi Reşad Halife'nin kendi kaleme aldığı ve başlıca görevlerini sıraladığı, Kuran: Son Ahit isimli çevirinin arkasında yer alan Ek 2 bölümünün sonundaki yazıyı aynen aşağıya alıyorum: Şu
linkten okuyabilirsiniz.
TANRI’NIN ANTLAŞMA ELÇİSİ’NİN BAŞLICA GÖREVLERİ
Kuran’da, 3:81’de belirtildiği gibi, Tanrı’nın Antlaşma Elçisi, tüm peygamberler tarafından iletilen tüm kutsal yazıları doğrulayacak ve onları ilk saflığına geri döndürecektir.
TANRI’DAN RAHMET [21:107]
İnananlar bir problemle karşı karşıya kaldıklarında, birtakım olası çözümler geliştirirler ve bu her zaman hatırı sayılır ölçüde çekişmeye, ayrılığa ve kargaşaya yol açar. 2:151, 3:164 ve 21:107’den öğreniyoruz ki, O’nun problemlerimize nihai çözümler sağlamak için bize elçiler göndermesi, Tanrı’dan ancak rahmettir. 42:51’den öğreniyoruz ki, Tanrı bizimle haberleşmek ve yeni bilgiler yaymak için elçilerini gönderir. Tanrı’nın elçileri yoluyla bize iletilen öğretileri, en ufak tereddüt olmadan kabul etmeye yönelik 4:65, 80’de verilen güçlü ihtar bu nedenledir.
Aşağıdaki, Tanrı’nın Antlaşma Elçisi’nin başlıca görevlerinin bir listesidir:
1. Kuran’ın matematiksel mucizesini ortaya çıkarıp ilan etmek (Ek 1)
2. İki sahte ayet olan 9:128-129’u ifşa edip Kuran’dan çıkarmak (Ek 24)
3. Yaşamlarımızın amacını; neden burada olduğumuzu açıklamak (Ek 7)
4. Tüm insanlar için tek bir din ilan etmek ve Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam’ı etkileyen tüm bozulmaları gösterip temizlemek (Ek 13, 15, 19)
5. Zekâtın (zorunlu bağışın) kurtuluş için bir ön şart olduğunu ilan etmek (7:156) ve Zekâtı gözetmenin doğru metodunu açıklamak (Ek 15)
6. Dünyanın sonunu ortaya çıkarmak (Ek 25)
7. 40 yaşından önce ölenlerin Cennete gittiğini ilan etmek (Ek 32)
8. İsa’nın ölümünü açıklamak (Ek 22)
9. Kuran’ın Muhammed’e iletilmesini, sonra da Muhammed aracılığıyla iletilmesini açıklamak (Ek 28)
10. Muhammed’in, Tanrı’nın vahiylerini (Kuran’ı) kendi eli ile yazdığını duyurmak (Ek 28)
11. Tanrı’ya inananların çoğunun neden Cennete giremeyeceğini açıklamak (Ek 27).
12. Tanrı’nın hiçbir zaman İbrahim’e oğlunu öldürmesini emretmediğini ilan etmek (Ek 9)
13. Mükemmel mutluluğun sırrını ilan etmek (Giriş, xx)
14. Bir ceza adaleti sistemi inşa etmek (Ek 37)
Bizler kime inanmalıyız? Reşad Halife kendi kafasına göre kendine görev biçebilir mi? Bu görevler ona Tanrı tarafından verilmiş olmalı değil mi? Eğer kendi kafasından kendi kendine görev biçiyorsa, Tanrı'ya iftira atmış olmuyor mu?
Peki bazılarının kendi kafasına göre "Reşad Halife'nin yetkili olduğu tüm görev şudur veya budur" demesinin arkasında ne yatıyor olabilir? Cevabı fazla zor değil: EGO ve İKİYÜZLÜLÜK.
İkiyüzlüler elçilere inandıklarını söylerler ancak onların kalplerinde daima öldüremedikleri şüpheler vardır. Ancak Tanrı'nın ifşa mekanizması mükemmeldir. Elçilik mekanizması gerçek inananları Tanrı’dan başka bir tanrıya sahip olanlardan ayırmada kritik bir rol oynamıştır. 45:23’ten egonun birçok insanın tanrısı olduğunu öğreniyoruz. İnsanları Tanrı’ya inanmaktan ve O’nun öğretilerine kulak vermekten alıkoyan şey egodur. İnsanların başka bir insanı Tanrı’nın elçisi olarak kabul etmekten alıkoyan şey egodur (6:8-9, 11:27, 17:94, 23:34, 38:4, 54:24). Elçilik duyurusu, Tanrı yerine kendi egolarına tapanları ayıklamak için gerekliydi.
57:13-14 ayetleri üzerinde tefekkür etmeliyiz: “İkiyüzlü erkekler ve ikiyüzlü kadınlar Yargı Günü inananlara, ‘Biz sizinle birlikte değil miydik?’ diyecekler. İnananlar ise, ‘Evet ama siz kendinizi kandırdınız, uzun süre beklediniz, tereddüt ettiniz, şüphe duydunuz ve hüsnükuruntularınız (boş laflar) sizi saptırdı’ diyecekler.”
Farz edelim ki hastalandınız ve birinden tavsiye almaya gittiniz ve o da size biraz ilaç verdi. Bu birkaç kez gerçekleşince, o kişiye bir doktor olarak güvenmeye başlarsınız. Ancak doktorunuz nitelikli bir hekim olduğunu resmi bir sertifika ile açıklamadığı sürece, doktorunuz hakkında şüphe ve endişe duymaya devam edersiniz. Aynı şekilde elçiliğin ilanı, inananlara bir şarlatanın kurbanı olmadıkları hususunda güvence verir; kanıtlanmış ve ilan edilmiş elçisi aracılığıyla Tanrı’nın rehberliğini takip ettiklerinden emin olmalarını sağlar.
Şimdi de yeni bir mezhebin kötü insanları haftalık dedikodu, aşağılama, hakaret ve afaroz seanslarında Reşad Halife'nin tek yetkili olduğu şeyin yalnızca Yetkilendirilmiş Çeviriyi yapmak olduğunu iddia ediyorlar (Şu Youtube Kanalını inceleyebilirsiniz).
Yetkilendirilmiş Çevirinin ayetleri dışındaki herşeyin "Reşad'ın tefekkürleri" olduğunu iddia edip Reşad Halife'nin dinin tek kaynağı olan Kuran'dan aldığı tüm bilgi ve öğretilere, görevini yapmak için yazığı Ek'lerin içindeki bilgilere karşı güven duymayı, şüphe duymakla ikame edecek Şeytanî bir yol ve metod izliyorlar. Ancak Şeytan hiç şüphesiz rehberlik altındaki kişilerin basiretlerinde mahkum olmaya devam ediyor. Kalbinde hastalık bulunanlar (şüphe), ağızlardan sürekli nefret-kin-öfke gibi her tür aşağılık duygunun taştığı kötü birkaç insanı takip ediyorlar. Belli ki bu kötü insanlarla olmayı hakkediyorlar. Bu kötü kişiler öfkelerinde can verecekler (3:119). Lütfen yukarıda paylaştığım Youtube kanalındaki programı yapanların halet-i ruhiyesine ve ağızlarından salyalar akıtarak açığa çıkardıkları kin ve nefrete dikkat edin. Tanrı'nın rahmetine dahil olmuş, O'nun mutlak otoritesini onaylamış ve Tanrı'ya derin saygı duymuş bir ruh hali var mı? Bu durum bile tek başına rehberliğin kendilerinden alındığına bir işaret değil midir?
Şu hutbede Reşad Halife Tanrı'nın neden elçi gönderdiğini belirtiyor. Lütfen onun hangi görevlerle gönderildiğini, elçiler adına yalanlar uyduranlardan değil, bizatihi elçinin ağzından dinleyin. Bu kayıtların olması belli ki Tanrı'dan bir rahmettir.
İlgili hutbede 3:164 ayeti referans verilerek 2 temel amaçla gönderildiğini belirtiyor.
1. Vahiyleri okumak
2. Bilgi dağıtmak
Aşağıda videodaki ilgili yerlerin resimlerini koyuyorum.
Reşad Halife, Arapça vahiyleri Yetkilendirilmiş Çeviri yaparak okudu. Şuandaki evrensel dil olan İngilizce'de vahiyler yeniden bir elçinin sözleri ile okundu. Peki tam (6:115), tamamen detaylı (6:114), eksiksiz (6:38) ve dinin tek kaynağı (6:19) olan Kuran'daki bilgileri, Kuran'dan sonra gelen elçi nasıl aktaracaktı?
1. Sessiz sinema ile mi?
2. El kol hareketleri yaparak mı?
3. Yoksa mecburen Tanrı'nın bu zamandaki rahmeti olan yazılı-görsel-sesli materyaller kullanarak mı?
Eklerdeki, dipnotlardaki, videolardaki vs. Kuranî bilgileri kabul etmek neden şirk olsun? Elçi arkasında şirke yol açacak şeyler mi bıraktı?
Bu gafiller, 18. Suredeki, mağara arkadaşları ile alakalı dipnotu kabul etmenin, 18. sureyi inkar olduğunu iddia edecek kadar ileri gittiler. Dillerinin nereye vardığının farkındalar mı bilmiyorum. 18. sureyi inkar sapkınlığı diyerek elçiyi itham ettiklerinin de farkında değiller. Reşad Halife, o dipnotu yazdığına göre o da 18. sureyi inkar ediyordu o halde (!).
Şeytan bu insanları ancak bu kadar maskara yapabilirdi. Bu maskaralığı hakedenler bu kötülerle aynı yerde olmayı hakedeceklerdir. Tanrı, egolarına tapanlarla, saf olarak Kendisine tapanları ayırt edecek ve ikiyüzlüleri giderek artan bir açıklıkla ifşa edecektir. O'na övgüler olsun, O herşeyde tam kontrol durumundadır. O mutlak otorite sahibidir.
Dipnot: Bu makale, bu kişilere en az 5 program daha dedikodu yayın malzemesi verip, kendilerinin kin ve öfkelerinin artmasına yol açacabilir :). Onlar tek gerçek Tanrı'yı değil, zihinlerinin en çok meşgul olduğu tanrıları konuşacaklardır.
Yorumlar
Yorum Gönder