Herkese Tanrı'dan lütuf ve esenlik olsun
Tanrı'nın lütfuyla, yaklaşık 6 yıl önce, İskender kardeşimle birlikte Kuran'ın ilk ve tek yetkilendirilmiş versiyonunu Türkçeye çevirme şerefine eriştim. Bana bunu bahşeden Efendime övgüler sunuyorum; O, en şereflidir. Yetkilendirilmiş İngilizce Versiyon, Tanrı'nın Antlaşma Elçisi tarafından yazılmış ve bizzat evrenlerin Rabbi tarafından yetkilendirilmiş ve desteklenmiştir. Kitabın misyonu, Tanrı'nın tüm peygamberleri tarafından iletilen mesajları arındırıp onları tek bir mesajda bütünleştirmektir. Yani Son Ahit sıradan bir Kuran çevirisi değildir, çok kritik bir misyon kitabıdır ve dünyanın sonuna kadar milyarlarca insana ulaşacaktır. Dolayısıyla, böylesine değerli bir kitabı Türkçeye çevirmek büyük bir sorumluluk ve ağır bir yüktür. Allah'a şükrediyorum ki çeviri konusunda benimle aynı hassasiyete sahip bir kardeşimle çalışıyorum. Hem uyumlu bir çalışma sergiliyoruz hem de kitabın orijinaline tastamam sadık kalıyoruz; en ufak bir hatayı bile aynen koruyoruz. Çünkü okuyuculara Tanrı'nın elçisinden bize ulaştığı şekliyle ulaştırmak istiyoruz. Hem Tanrı'ya ve elçisine itaatsizlik etmek istemiyoruz hem de bugün hangi kitabı çevirirsen çevir yazarına saygı duymalı ve eserde en ufak bir değişiklik yapmamalısın; bazı çevreler bu yaptığımızı eleştirip Reşad Halife'yi putlaştırdığımıza varan ithamlarda bulunsalar da biz bu hassasiyetimizi sürdüreceğiz çünkü bu işin namusu ve onuru bunu gerektirir. Gerisini okuyucuların takdirine bırakıyorum.
Bir diğer kritik konu da İngilizce ifadelere doğru Türkçe karşılıklar bulmaktır. Bu çok önemli bir mesele çünkü kitap doğrudan hidayetimizle ilgilidir. Hem eseri en doğru şekilde aktarmak hem de bu bir Kuran çevirisi olduğu için yanlış bir itikate sebep olmamak adına titizlikle yürütülmesi gereken bir süreçtir. Tanrı'ya hamt ediyorum ki bu konuda da elimizden geleni yapıyoruz ancak biz insanız ve hata yapmaya mukadderiz. Tanrı şahittir ki her yeni baskıda kendimizi geliştiriyor, öneri ve eleştirileri dinliyor, yapmamız gereken düzenlemeleri yapmaya gayret gösteriyoruz.
Gelelim makalenin başlığı olan konuya. Bir süredir gündemimizde olan ve hatta acımasızca ve haksızca eleştirildiğimiz iki kelimenin çevirisi konusunda Rabbimize dua ettik ve şu anda bir anlayışa ulaşmış bulunuyoruz. Tanrı bize doğru yolda rehberlik etsin. Az önce de söylediğim gibi, biz eleştirileri ve önerileri mutlaka dikkate alıyor, üzerine düşünüyor ve eğer bir karara varırsak o konuda hızlıca aksiyon alıyoruz. Çünkü Ahiretimizi riske atmak istemiyoruz.
Kuran'ın yetkilendirilmiş versiyonunda Spirit ve Soul olarak çevrilen iki İngilizce ifadeyi, bugüne kadar tek bir Türkçe kelimeyle tercüme ediyorduk: Ruh. Hem İngilizcelerinde iki farklı ifade olarak geçiyor (Spirit ve Soul) hem de Arapçalarında (Ruh ve Nefs). Eğer Reşad Halife kitapta bir şeyi ifade etmek için iki ayrı kelime kullandıysa, biz de elimizden geldiğince Türkçesinde iki ayrı ifade kullanıyoruz. Bunun istisnaları, ancak Türkçede yetersiz bir kullanım varsa olabiliyor. Birkaç örnek vereyim. Örneğin İngilizce versiyonda Cehennem için Hell ve Gehenna ifadeleri kullanılmıştır. İngilizce konuşulan dünyada aynı şeyi ifade etmek için bu iki kelime de kullanılıyor ancak Türkçede Cehennem için başka bir alternatif yok, bu yüzden iki kelime için de Cehennem çevirisini tercih ettik. Hatta Son Ahit'te yine Türkçesi Cehennem anlamına gelen Inferno ifadesini, kötülerin sonsuza dek kalacağı Cehennemle karıştırılmaması adına, tercüme etmek yerine aynısı ile bıraktık. Bir başka örnek, kitabın önceki baskılarında iki kelime ile ifade ettiğimiz Inspiration (esin/ilham/vahiy) ve Revelation (vahiy) ifadelerini, kitabın son baskılarında ikisini de "vahiy" olarak tercüme etmemizdir. Bunu yaptık çünkü Türkçede esin ya da ilham ifadesi, vahiy kelimesi kadar güçlü değil ve peygamberlere kutsal yazıların veya buyrukların iletilmesinde kullanılmıyor. Bir şeyin ilham edilmesine ya da esinlenmesine, ilahi vahiy gözüyle bakılmıyor; daha çok kişinin aklına gelmesi olarak düşünülüyor Türkçede. Ayrıca fark ettik ki Reşad Halife, örneğin Musa peygamberin annesine vahyedilmesinden bahseden aynı bağlamdaki iki ayetin (20:38 ve 28:7) birinde reveal diğerinde inspire ifadesini kullanmış ya da Muhammed peygambere Kuran'ın vahyedilmesiyle ilgili yine aynı şeyden bahseden aynı bağlamdaki iki ayetin (6:38 ve 76:23) birinde inspire diğerinde reveal kullanmış. Bu da açıkça gösteriyor ki Reşad Halife'nin aynı şeyden bahseden aynı bağlamdaki iki ayette farklı İngilizce kelime kullanması, orada her zaman farklı şeylerden bahsettiği anlamına gelmiyor, yani aynı Türkçe kelimeyle çevrilebilir çünkü aynı şeylerden bahsediyor. İşte biz yıllardır, yukarıdaki aynı sebeple, İngilizcede Spirit ve Soul olarak kullanılan bu iki farklı kelime için Türkçede farklı bir alternatif bulunmadığından, ikisini de Türkçeye Ruh olarak tercüme etmiştik.
Ancak son zamanlarda bu konuda bize çok sayıda eleştiri yapılıyordu. Söz konusu Tanrı'nın çevirisi olduğundan, buna kayıtsız kalamazdık ve bu konuda yeniden bir değerlendirme yapmaya karar verdik. Spirit ve Soul kelimelerinden birini farklı çevirmek için alternatif olup olmadığını araştırdığımızda ise yapay zekalar dahil önümüze hep soul kelimesini "nefs" olarak çevirme önerisi geldi. Yani bu şu demek oluyordu, aslında alternatif yok ve bu yüzden Arapça nefs kelimesi önerilebiliyor. Dolayısıyla alternatifsizlikten ötürü yıllarca ikisini de ruh olarak tercüme etmemiz çok da yanlış değildi. Ama bu bizi daha derin bir araştırmaya itti. Vardığımız sonuç ise Arapça ruh kelimesinin Türkçeye ruh olarak çevrilemeyeceği şeklinde oldu. Öncelikle karşılaştırma yapalım.
Arapça "Ruh" (İngilizce Spirit): Yaşam nefesi ve canlılık, vahiy ve bilgi, melek Cebrail
Türkçe "Ruh": Öz, gerçek kişi, vücut ortadan kalktığında sonsuza dek yaşadığına inanılan cevher, insanın bedeninden ayrı olduğu düşünülen manevi varlığı
*Görüldüğü üzere, ruh kelimesi iki dilde farklı manalara geliyor, aynı şeyi ifade etmiyor. Dolayısıyla Arapçadaki ruh ifadesi Türkçeye direkt ruh olarak çevrilemez.
Arapça "Nefs" (İngilizce Soul): Öz, gerçek kişi, uykuda ve ölümde bedenden ayrılan manevi varlık, ego
Türkçe "Nefs": İnsanın benliği, istek ve arzuları, kişiyi yönlendiren dürtüler, tutkular ve eğilimler, insanın terbiye edilmesi gereken yanı, egosu
*Arapçadaki nefs kelimesi Türkçeye geçerken, tıpkı ruh kelimesi gibi anlam farklılaşmasına uğramıştır, artık aynı şeyi çağrıştırmamaktadırlar. Dolayısıyla Arapçadaki nefs ifadesi Türkçeye direkt nefs olarak tercüme edilemez.
Ama yukarıdaki iki tanımı şu şekilde bir araya getirip karşılaştırdığımızda, Arapça nefs kelimesinin Türkçeye ruh olarak çevrilebileceğini çok rahat söyleyebiliriz. Aynısı ile alıntılıyorum:
Türkçe "Ruh": Öz, gerçek kişi, vücut ortadan kalktığında sonsuza dek yaşadığına inanılan cevher, insanın bedeninden ayrı olduğu düşünülen manevi varlığı
Arapça "Nefs" (İngilizce Soul): Öz, gerçek kişi, uykuda ve ölümde bedenden ayrılan manevi varlık, ego
Fakat Arapça Ruh ifadesinin Türkçeye hangi kelime ile çevrileceği konusunda bir sıkıntı vardır çünkü alternatif yoktur. Ruh kelimesi, Kuran'ın bazı ayetlerinde yaşam nefesi ve canlılık (15:29, 32:9, 38:72, 66:12), bazı ayetlerde vahiy ve bilgi (4:171, 16:2, 17:85, 40:15, 42:52, 58:22, 70:4), bazı ayetlerde ise melek Cebrail'i (2:87, 253; 5:110; 16:102; 19:17; 26:193; 78:38; 97:4) kastetmektedir. Kuran'ın Yetkilendirilmiş Versiyonu'nda, hem yaşam nefesi hem de yaşam nefesi ile vahiy ve bilgileri taşıyan melek Cebrail için İngilizce Spirit ifadesi kullanılmıştır. Hem dilimizde ruh ifadesinin farklı anlaşılması hem de Tanrı'yla ilgili yanlış bir algıya sebebiyet vereceğinden, bu ifadeyi Türkçeye ruh olarak çevirmek doğru olmayacaktır. Kuran'ın bazı ayetlerinde Tanrı'nın "ruhundan üflediği" ifade edilir. Türkçede ruh, kişinin gerçek özü olarak anlaşıldığı için, sanki Tanrı'nın bir ruhu bir de bedeni varmış şeklinde yanlış bir algıya sebep olmaktadır. Oysa Tanrı tamamen fiziksel bir varlıktır; Ruh (İngilizce Spirit) ise O'nun özü değil, yarattığı bir varlıktır.
Tüm bunlardan yola çıkarak, insanın özünü, gerçek kişisini ifade etmek için, önceki baskılarda olduğu gibi, İngilizce soul kelimesini Türkçeye ruh olarak tercüme etmeye devam edeceğiz. Arapçası ruh olan İngilizce Spirit kelimesini ise Türkçede daha iyi bir alternatif bulunmadığından Spirit olarak bırakmaya karar verdik. Zaten artık Spirit kelimesi yavaş yavaş Türkçeye geçmeye başlamıştı (örneğin spiritüel ve spiritüalizm gibi). Bu sayede, Son Ahit'in anlaşılması noktasında Türk okuyucuda var olan veya meydana gelecek olan yanlış anlamanın önüne geçilmiş olacağına inanıyoruz. Rehberliği için Tanrı'ya şükrediyor ve dua etmeye devam ediyoruz. O, tek rehberlik edendir.
Not: Bu değişiklik, Tanrı irade ediyorsa kitabın yeni baskısında yapılacak. Ancak o zamana kadar beklemeye gerek duymadan, "Teslimiyet: Kuran & Namaz" isimli uygulamamızı bu konuda güncellemiş bulunuyoruz.
Tanrı'nın lütfuyla, yaklaşık 6 yıl önce, İskender kardeşimle birlikte Kuran'ın ilk ve tek yetkilendirilmiş versiyonunu Türkçeye çevirme şerefine eriştim. Bana bunu bahşeden Efendime övgüler sunuyorum; O, en şereflidir. Yetkilendirilmiş İngilizce Versiyon, Tanrı'nın Antlaşma Elçisi tarafından yazılmış ve bizzat evrenlerin Rabbi tarafından yetkilendirilmiş ve desteklenmiştir. Kitabın misyonu, Tanrı'nın tüm peygamberleri tarafından iletilen mesajları arındırıp onları tek bir mesajda bütünleştirmektir. Yani Son Ahit sıradan bir Kuran çevirisi değildir, çok kritik bir misyon kitabıdır ve dünyanın sonuna kadar milyarlarca insana ulaşacaktır. Dolayısıyla, böylesine değerli bir kitabı Türkçeye çevirmek büyük bir sorumluluk ve ağır bir yüktür. Allah'a şükrediyorum ki çeviri konusunda benimle aynı hassasiyete sahip bir kardeşimle çalışıyorum. Hem uyumlu bir çalışma sergiliyoruz hem de kitabın orijinaline tastamam sadık kalıyoruz; en ufak bir hatayı bile aynen koruyoruz. Çünkü okuyuculara Tanrı'nın elçisinden bize ulaştığı şekliyle ulaştırmak istiyoruz. Hem Tanrı'ya ve elçisine itaatsizlik etmek istemiyoruz hem de bugün hangi kitabı çevirirsen çevir yazarına saygı duymalı ve eserde en ufak bir değişiklik yapmamalısın; bazı çevreler bu yaptığımızı eleştirip Reşad Halife'yi putlaştırdığımıza varan ithamlarda bulunsalar da biz bu hassasiyetimizi sürdüreceğiz çünkü bu işin namusu ve onuru bunu gerektirir. Gerisini okuyucuların takdirine bırakıyorum.
Bir diğer kritik konu da İngilizce ifadelere doğru Türkçe karşılıklar bulmaktır. Bu çok önemli bir mesele çünkü kitap doğrudan hidayetimizle ilgilidir. Hem eseri en doğru şekilde aktarmak hem de bu bir Kuran çevirisi olduğu için yanlış bir itikate sebep olmamak adına titizlikle yürütülmesi gereken bir süreçtir. Tanrı'ya hamt ediyorum ki bu konuda da elimizden geleni yapıyoruz ancak biz insanız ve hata yapmaya mukadderiz. Tanrı şahittir ki her yeni baskıda kendimizi geliştiriyor, öneri ve eleştirileri dinliyor, yapmamız gereken düzenlemeleri yapmaya gayret gösteriyoruz.
Gelelim makalenin başlığı olan konuya. Bir süredir gündemimizde olan ve hatta acımasızca ve haksızca eleştirildiğimiz iki kelimenin çevirisi konusunda Rabbimize dua ettik ve şu anda bir anlayışa ulaşmış bulunuyoruz. Tanrı bize doğru yolda rehberlik etsin. Az önce de söylediğim gibi, biz eleştirileri ve önerileri mutlaka dikkate alıyor, üzerine düşünüyor ve eğer bir karara varırsak o konuda hızlıca aksiyon alıyoruz. Çünkü Ahiretimizi riske atmak istemiyoruz.
Kuran'ın yetkilendirilmiş versiyonunda Spirit ve Soul olarak çevrilen iki İngilizce ifadeyi, bugüne kadar tek bir Türkçe kelimeyle tercüme ediyorduk: Ruh. Hem İngilizcelerinde iki farklı ifade olarak geçiyor (Spirit ve Soul) hem de Arapçalarında (Ruh ve Nefs). Eğer Reşad Halife kitapta bir şeyi ifade etmek için iki ayrı kelime kullandıysa, biz de elimizden geldiğince Türkçesinde iki ayrı ifade kullanıyoruz. Bunun istisnaları, ancak Türkçede yetersiz bir kullanım varsa olabiliyor. Birkaç örnek vereyim. Örneğin İngilizce versiyonda Cehennem için Hell ve Gehenna ifadeleri kullanılmıştır. İngilizce konuşulan dünyada aynı şeyi ifade etmek için bu iki kelime de kullanılıyor ancak Türkçede Cehennem için başka bir alternatif yok, bu yüzden iki kelime için de Cehennem çevirisini tercih ettik. Hatta Son Ahit'te yine Türkçesi Cehennem anlamına gelen Inferno ifadesini, kötülerin sonsuza dek kalacağı Cehennemle karıştırılmaması adına, tercüme etmek yerine aynısı ile bıraktık. Bir başka örnek, kitabın önceki baskılarında iki kelime ile ifade ettiğimiz Inspiration (esin/ilham/vahiy) ve Revelation (vahiy) ifadelerini, kitabın son baskılarında ikisini de "vahiy" olarak tercüme etmemizdir. Bunu yaptık çünkü Türkçede esin ya da ilham ifadesi, vahiy kelimesi kadar güçlü değil ve peygamberlere kutsal yazıların veya buyrukların iletilmesinde kullanılmıyor. Bir şeyin ilham edilmesine ya da esinlenmesine, ilahi vahiy gözüyle bakılmıyor; daha çok kişinin aklına gelmesi olarak düşünülüyor Türkçede. Ayrıca fark ettik ki Reşad Halife, örneğin Musa peygamberin annesine vahyedilmesinden bahseden aynı bağlamdaki iki ayetin (20:38 ve 28:7) birinde reveal diğerinde inspire ifadesini kullanmış ya da Muhammed peygambere Kuran'ın vahyedilmesiyle ilgili yine aynı şeyden bahseden aynı bağlamdaki iki ayetin (6:38 ve 76:23) birinde inspire diğerinde reveal kullanmış. Bu da açıkça gösteriyor ki Reşad Halife'nin aynı şeyden bahseden aynı bağlamdaki iki ayette farklı İngilizce kelime kullanması, orada her zaman farklı şeylerden bahsettiği anlamına gelmiyor, yani aynı Türkçe kelimeyle çevrilebilir çünkü aynı şeylerden bahsediyor. İşte biz yıllardır, yukarıdaki aynı sebeple, İngilizcede Spirit ve Soul olarak kullanılan bu iki farklı kelime için Türkçede farklı bir alternatif bulunmadığından, ikisini de Türkçeye Ruh olarak tercüme etmiştik.
Ancak son zamanlarda bu konuda bize çok sayıda eleştiri yapılıyordu. Söz konusu Tanrı'nın çevirisi olduğundan, buna kayıtsız kalamazdık ve bu konuda yeniden bir değerlendirme yapmaya karar verdik. Spirit ve Soul kelimelerinden birini farklı çevirmek için alternatif olup olmadığını araştırdığımızda ise yapay zekalar dahil önümüze hep soul kelimesini "nefs" olarak çevirme önerisi geldi. Yani bu şu demek oluyordu, aslında alternatif yok ve bu yüzden Arapça nefs kelimesi önerilebiliyor. Dolayısıyla alternatifsizlikten ötürü yıllarca ikisini de ruh olarak tercüme etmemiz çok da yanlış değildi. Ama bu bizi daha derin bir araştırmaya itti. Vardığımız sonuç ise Arapça ruh kelimesinin Türkçeye ruh olarak çevrilemeyeceği şeklinde oldu. Öncelikle karşılaştırma yapalım.
Arapça "Ruh" (İngilizce Spirit): Yaşam nefesi ve canlılık, vahiy ve bilgi, melek Cebrail
Türkçe "Ruh": Öz, gerçek kişi, vücut ortadan kalktığında sonsuza dek yaşadığına inanılan cevher, insanın bedeninden ayrı olduğu düşünülen manevi varlığı
*Görüldüğü üzere, ruh kelimesi iki dilde farklı manalara geliyor, aynı şeyi ifade etmiyor. Dolayısıyla Arapçadaki ruh ifadesi Türkçeye direkt ruh olarak çevrilemez.
Arapça "Nefs" (İngilizce Soul): Öz, gerçek kişi, uykuda ve ölümde bedenden ayrılan manevi varlık, ego
Türkçe "Nefs": İnsanın benliği, istek ve arzuları, kişiyi yönlendiren dürtüler, tutkular ve eğilimler, insanın terbiye edilmesi gereken yanı, egosu
*Arapçadaki nefs kelimesi Türkçeye geçerken, tıpkı ruh kelimesi gibi anlam farklılaşmasına uğramıştır, artık aynı şeyi çağrıştırmamaktadırlar. Dolayısıyla Arapçadaki nefs ifadesi Türkçeye direkt nefs olarak tercüme edilemez.
Ama yukarıdaki iki tanımı şu şekilde bir araya getirip karşılaştırdığımızda, Arapça nefs kelimesinin Türkçeye ruh olarak çevrilebileceğini çok rahat söyleyebiliriz. Aynısı ile alıntılıyorum:
Türkçe "Ruh": Öz, gerçek kişi, vücut ortadan kalktığında sonsuza dek yaşadığına inanılan cevher, insanın bedeninden ayrı olduğu düşünülen manevi varlığı
Arapça "Nefs" (İngilizce Soul): Öz, gerçek kişi, uykuda ve ölümde bedenden ayrılan manevi varlık, ego
Fakat Arapça Ruh ifadesinin Türkçeye hangi kelime ile çevrileceği konusunda bir sıkıntı vardır çünkü alternatif yoktur. Ruh kelimesi, Kuran'ın bazı ayetlerinde yaşam nefesi ve canlılık (15:29, 32:9, 38:72, 66:12), bazı ayetlerde vahiy ve bilgi (4:171, 16:2, 17:85, 40:15, 42:52, 58:22, 70:4), bazı ayetlerde ise melek Cebrail'i (2:87, 253; 5:110; 16:102; 19:17; 26:193; 78:38; 97:4) kastetmektedir. Kuran'ın Yetkilendirilmiş Versiyonu'nda, hem yaşam nefesi hem de yaşam nefesi ile vahiy ve bilgileri taşıyan melek Cebrail için İngilizce Spirit ifadesi kullanılmıştır. Hem dilimizde ruh ifadesinin farklı anlaşılması hem de Tanrı'yla ilgili yanlış bir algıya sebebiyet vereceğinden, bu ifadeyi Türkçeye ruh olarak çevirmek doğru olmayacaktır. Kuran'ın bazı ayetlerinde Tanrı'nın "ruhundan üflediği" ifade edilir. Türkçede ruh, kişinin gerçek özü olarak anlaşıldığı için, sanki Tanrı'nın bir ruhu bir de bedeni varmış şeklinde yanlış bir algıya sebep olmaktadır. Oysa Tanrı tamamen fiziksel bir varlıktır; Ruh (İngilizce Spirit) ise O'nun özü değil, yarattığı bir varlıktır.
Tüm bunlardan yola çıkarak, insanın özünü, gerçek kişisini ifade etmek için, önceki baskılarda olduğu gibi, İngilizce soul kelimesini Türkçeye ruh olarak tercüme etmeye devam edeceğiz. Arapçası ruh olan İngilizce Spirit kelimesini ise Türkçede daha iyi bir alternatif bulunmadığından Spirit olarak bırakmaya karar verdik. Zaten artık Spirit kelimesi yavaş yavaş Türkçeye geçmeye başlamıştı (örneğin spiritüel ve spiritüalizm gibi). Bu sayede, Son Ahit'in anlaşılması noktasında Türk okuyucuda var olan veya meydana gelecek olan yanlış anlamanın önüne geçilmiş olacağına inanıyoruz. Rehberliği için Tanrı'ya şükrediyor ve dua etmeye devam ediyoruz. O, tek rehberlik edendir.
Not: Bu değişiklik, Tanrı irade ediyorsa kitabın yeni baskısında yapılacak. Ancak o zamana kadar beklemeye gerek duymadan, "Teslimiyet: Kuran & Namaz" isimli uygulamamızı bu konuda güncellemiş bulunuyoruz.
Blog Linki: https://kendiniteslimet.blogspot.com/2026/04/ruh-ve-spirit.html


Yorumlar
Yorum Gönder