Evrensel Birlik Manifestosu: Tanrı’nın Antlaşma Elçisinin "Yalnızca Tanrı" Çağrısı ve Tarihsel Süreci

Dünya tarihi; dinlerin, mezheplerin ve ideolojilerin yarattığı yapay duvarlar yüzünden çıkan kanlı savaşlarla doludur. Kuzey İrlanda’da Katolikler ve Protestanlar, Orta Doğu’da Sünniler ve Şiiler, Hindistan’da Sihler ve Hindular… Herkesin ortak bir noktası vardır: Hepsi Tanrı’ya inanmaktadır. Peki öyleyse, aynı Yaratıcı’ya inanan bu insanları birbirine amansız düşman kılan şey nedir?

Bilgisayar çağının ilk nesline seslenen Tanrı’nın Antlaşma Elçisi Dr. Reşad Halife, bu küresel yaraya ve her türlü çatışmaya son verecek ilahi çözümü doğrudan Yaratıcı'nın mesajıyla ilan etmiştir: Evrensel Birlik (Universal Unity).

Bu çağrı, insan aklından çıkmış beşeri bir felsefe değildir; Yaratıcı'nın tüm insanlığı arındırmak ve tek bir çatı altında birleştirmek üzere gönderdiği kaçınılmaz ilahi plandır (1). Antlaşma Elçisi'nin bu evrensel mesajı dünyaya duyururken izlediği tarihi ve kronolojik adımlar, mesajın sarsıcı bütünlüğünü gözler önüne sermektedir.

1. Perde (1986): Müslüman Birliğinin Önündeki Beşeri Engeller (What Price Muslim Unity?)

Antlaşma Elçisi, evrensel birlik çağrısını dünyaya duyurmadan önce, ilk olarak İslam dünyasının kendi içindeki parçalanmışlığına ve içine düştüğü şirke odaklanmıştır. Eylül 1986’da yayınladığı bildiride, Müslüman coğrafyasının sefaletini ve bölünmüşlüğünü doğrudan Kur'an ayetleriyle teşhis etmiştir (2).

Buna göre, Müslümanların birleşememesinin önündeki tek engel, Kur’an’ın yanına ortak olarak kabul edilen beşeri fıkıh kaynaklarıdır (Hadis, Sünnet, İcma ve Kıyas). Kur’an kendisini "tam, mükemmel ve detaylandırılmış" (6:19, 6:38, 6:114) olarak tanımlarken, mezhepler (Şafi, Hanefi, Şii vb.) bu beşeri kaynaklar yüzünden doğmuştur. İlahi uyarı nettir: Müslümanların izzet ve birliğe kavuşması için tek şart, hadis ve sünnet gibi tüm beşeri gelenekleri tamamen terk ederek "Sadece Kur’an" çizgisine geri dönmeleridir (2).

2. Perde (1987): Küresel Çağrı ve "İnsan Faktörü"nün Tasfiyesi (Universal Unity)

1987 yılına gelindiğinde Yaratıcı'nın mesajı yerel bir coğrafyanın dışına taşmıştır. Antlaşma Elçisi, dünyadaki tüm çatışmaları bitirecek olan Evrensel Birlik ilanını tüm insanlığa duyurmuştur (3).

Savaşların ve nefretin sebebi "Tanrı" değil, dinlerin merkezine yerleştirilen "İnsan Faktörü" (The Human Factor) adı verilen putlaştırma eğilimidir. İnsanlar Tanrı’yı unutup; İsa, Muhammed, Meryem, Buddha veya Joseph Smith gibi elçileri, peygamberleri ve azizleri kutsallaştırmaya başladıklarında dinler yozlaşmaktadır. Oluşan fanatizm, "Benim idolüm, senin idolünden daha iyi!" yarışına dönmektedir (3).

Bu küresel savaşı bitirecek panzehir, Kur'an'daki Al-i İmran Suresi 64. ayettir. Ayet, tüm dünya inananları için üç maddelik evrensel ve adil bir sözleşmedir:

  1. Sadece Tanrı’ya tapmak.

  2. O’na hiçbir şeyi ortak koşmamak.

  3. Hiçbir insanı rab edinmemek.

Eğer odağımızı insan ikonlarından çekip yalnızca Yaratıcı’ya çevirirsek, Kitab-ı Mukaddes’teki ve Kur’an’daki "İlk Emir" (Tanrı’yı tüm varlığınla sevmek) hayata geçecek ve yeryüzündeki yapay dini sınırlar ortadan kalkacaktır. Çünkü Evrensel Birlik, ancak ve ancak Evrensel Teslimiyet ile mümkündür (3).

3. Perde (Ağustos 1989): "İslam" Bir İsim Değil, Zamansız Bir Tanımdır

Ağustos 1989'a gelindiğinde Antlaşma Elçisi, Evrensel Birlik çağrısını Yaratıcı'nın bilgisayar çağına sunduğu reddedilemez matematiksel kanıtlarla destekleyerek ilan etmiştir. Yayınlanan bu tarihi bildiride, tüm inanç sahipleri aracıları unutup ortak paydada birleşmeye şu ifadelerle çağrılmıştır:

Tanrı'ya inanan herkesi kurtarmak için ilahi müdahale:
Tanrı'nın dünyaya mesajı olduğu, tartışılmaz fiziksel kanıtlarla kanıtlanmış bir kitap var.
Hepimiz birleşelim ve Yaratıcımızı dinleyelim.

Tanrı tüm inananlara —Yahudilere, Hristiyanlara, Müslümanlara, Hindulara, Budistlere, Sihlere, Bahailere vb.— tüm putları, yani İsa, Meryem, Muhammed, Buddha ve azizler gibi güçsüz 'İnsan Faktörleri'ni unutmalarını ve kendilerini tamamen YALNIZCA Yaratıcılarına adamalarını emreder...

Tanrı tarafından onaylanan tek bir din olmuştur, vardır ve her zaman var olacaktır. Nuh, İbrahim, Musa, İsa, Muhammed ve Tanrı'nın diğer tüm peygamberleri ile elçileri sadece tek bir dini, İslam'ı tebliğ etmişlerdir. M.P.'nin (Muslim Perspective) son sayısında açıklandığı üzere, İslam bir isim değil; Tanrı katında kabul edilebilir olan tek dinin 'bir tanımıdır'. 'İslam', kişinin YALNIZCA Tanrı'ya olan adanmışlığını tanımlar. Bu durum Müslümanların, Yahudilerin, Hristiyanların, Hinduların, Budistlerin, Sihlerin vb. çok küçük bir azınlığı tarafından uygulanmaktadır.

Eğer siz YALNIZCA Tanrı'ya adanmışsanız ve ben de İsa veya Muhammed gibi bir 'insan faktörüne' karşı başka hiçbir ön yargı beslemeden YALNIZCA Tanrı'ya adanmışsam, tamamen birleşmiş oluruz. Savaşmamız için hiçbir neden kalmaz. Sizin YALNIZCA Tanrı'ya olan adanmışlığınız beni memnun eder, benim YALNIZCA Tanrı'ya olan adanmışlığım da sizi memnun eder; kardeş oluruz. Sizin ibadet nesneniz ile benim ibadet nesnem bir ve aynı olur. Dolayısıyla, tüm ayrılıklara ve savaşlara neden olan şey putperestliktir (şirk). (4)

Bu ilahi bildiriyle net bir şekilde ortaya konmuştur ki; İslam kurumsal bir kabile adı değil, "Yalnızca Tanrı'ya adanmışlık" durumunu belirten evrensel bir tanımdır. Kurtuluşa ermek için Yaratıcı'nın bu ilanına kulak verilmeli, tüm putlar unutulmalı ve ortak olan tek bir ilke etrafında birleşilmelidir: YALNIZCA Tanrı'ya adanmışlık (4).

Final (Eylül 1989): Şeytan'ın İsim Oyununu Bozmak (Why the name change?)

Eylül 1989’da bültenin adının Muslim Perspective’den Submission Perspective olarak değiştirilmesi, yeni bir fikrin doğuşu değil; aksine, en başından beri ilan edilen "Evrensel Birlik" vizyonunun önündeki kültürel engelleri kaldırmak adına atılmış radikal bir elçilik adımıdır (5).

Şeytan’ın planı, bu evrensel "tanımları" alıp "özel isimlere" dönüştürmek, insanları kutuplaştırmak ve "İslam" ismine kötü bir şöhret yüklemekti. Kavramları gerçek karşılıkları olan Submission ve Submitter kelimelerine çevirmek, Şeytan'ın bu tuzağını bozma hareketidir (5). Bu hamle, Kitab-ı Mukaddes’teki (Malaki 3:1-8) ve Kur'an'daki (3:81) "Antlaşma Elçisi" (Messenger of the Covenant) misyonunun bir gereği olarak, dinleri temizleyen ve eriten bir "arındırma ateşi" (refiner's fire) işlevidir (5).

Sonuç: Tek Bir Çağrı, Net Bir Çizgi

Tanrı'nın Antlaşma Elçisi tarafından sunulan vizyon, kronolojik sürecinde hiçbir sapma göstermeden ilk günden itibaren tek bir amaca hizmet etmektedir: İnsanlığı kurumsal dinlerin, beşeri ikonların ve isim tuzaklarının ötesine geçirerek tek bir ortak paydada birleştirmek: "Tanrı'ya adanmış küresel bir teslimiyet."

Bu çağrı, geleneksel kalıpları ve Şeytan'ın isim oyunlarını yıkan yapısıyla, Yaratıcı'nın dünyaya yönelik nihai arındırma mesajı olarak yerini korumaktadır.

Kaynakça ve Referanslar

(1) Quran: The Final Testament - Proclaiming One Unified Religion for All the People (Kur'an Çevirisi Giriş Bölümü)

(2) Submission Perspective, July 1986 - "What Price Muslim Unity?"

(3) Submission Perspective, September 1987 - "Universal Unity"

(4) Submission Perspective, August 1989 - "Divine Intervention to Save All Believers in God"

(5) Submission Perspective, September 1989 - "Editorial: Why the name change?"

Yorumlar