Antlaşma Elçisi Reşad Halife'nin geride bıraktığı miras hakkında uzun zamandır düşünüyorum. Özellikle Yetkilendirilmiş İngilizce Versiyon, videolar, ses kayıtları, perspketif yazıları ve diğer materyallerin konumu konusunda farklı görüşler bulunuyor. Kimileri yalnızca kitabı kabul edip geri kalan her şeye şirk korkusu ile bakmanın sakıncalı olduğunu düşünürken, kimileri de bütün materyalleri aynı seviyeye koyuyor.
Ben artık bu iki yaklaşımın da
meseleyi tam olarak açıklamadığını düşünüyorum.
Mesaj ve Dini Eğitim
Aynı Şey Değildir
Öncelikle mesaj ile dini eğitimi
birbirinden ayırmak gerektiğine inanıyorum.
Mesaj, insanların sorumlu
tutulduğu şeydir. Mesaj hakemdir. Mesaj hüküm kaynağıdır. Mesaj itaat
kapsamındadır. Sınırları bellidir. Parmakla gösterilir.
(5:92) TANRI’ya itaat edin,
elçiye itaat edin ve dikkatli olun. Eğer yüz çevirirseniz, o zaman bilin
ki elçimizin tek görevi mesajı etkili bir şekilde iletmektir.
Buna karşılık eğitim farklı bir
şeydir. Eğitimin amacı hüküm koymak değil, insanlara öğrenmelerinde yardımcı
olmaktır. Bir öğretmen yeni bir matematik kitabı yazmasa bile matematik
öğretebilir. Bir öğretmen ders kitabının yerine geçmez ama öğrencinin kitabı
daha iyi anlamasına yardımcı olur. Öğretirken hatalar da yapabilir.
Ben Reşad Halife'nin videolarını,
ses kayıtlarını, perspektif yazılarını
ve diğer çalışmalarını bu çerçevede değerlendiriyorum. Bunlar mesajın kendisi
değil, İslami Eğitim (Islamic Education) materyalleridir. Nitekim Reşad Halife
de bu dokümanları bu çerçevede değerlendirmiştir.
Din Eğitimi
Tanrı'nın Sistemidir
Bazı insanlar herhangi bir
öğretmenden veya eğitim materyalinden faydalanmayı neredeyse şirk gibi görmeye
başlamaktadır. Bu tamamen egodan ve kibirden kaynaklanmaktadır. Oysa Kuran
böyle bir anlayış öğretmez.
(9:122) İnananlar harekâta
çıktıkları zaman hepsi öyle yapmasın. Her gruptan birkaç kişi, vaktini din
eğitimine ayırarak harekâta çıksın. Böylece geri döndüklerinde bilgiyi
halklarına aktarabilirler ki, onlar dini olarak bilgilendirilmiş kalsınlar.
Bu ayet açıkça bize din eğitiminin Tanrı'nın sistemi olduğunu göstermektedir. Bazı inananlar dini öğreniyor, sonra dönüp öğrendiklerini başkalarına öğretiyorlar. Bu kişiler bunu yaparken vahiy almıyorlar, yeni bir kitap getirmiyorlar ve dini otorite haline de gelmiyorlar. Ancak buna rağmen Tanrı onların eğitim vermesini istiyor.
Demek ki öğrenmek ile itaat etmek
aynı şey değildir.
Bir öğretmenden faydalanmak şirk
değildir.
Bir öğretmenin bilgisinden
yararlanmak onu ilahlaştırmak değildir.
Şirk, bir insanı Tanrı'nın
yanında hüküm koyucu veya dini otorite haline getirmektir.
İslami Eğitim
Materyalleri Neden Değerlidir?
Bazı kardeşlerimiz eğitim
materyallerinde hata bulunabileceğini görünce bunların tamamını reddetmeye
yöneliyorlar. Bu yaklaşımı doğru bulmuyorum.
Çünkü bir materyalde hata
bulunabilmesi, onun tamamen değersiz olduğu anlamına gelmez.
Bugün bir doktorun bütün
görüşleri kusursuz değildir.
Bir öğretmenin bütün anlattıkları
eksiksiz değildir.
Bir bilim insanının bütün
yorumları hatasız değildir.
Buna rağmen onlardan öğrenmeye
devam ederiz.
Ben Reşad Halife'nin eğitim
materyallerinin çok büyük kısmının doğru ve faydalı bilgiler içerdiğini
düşünüyorum. Belki yüzde doksanı, hatta yüzde doksan beşi insanlara Kur'an'ı
daha iyi anlamalarında yardımcı olmaktadır. Bununla birlikte şunu net ve kalın harflerle belirteyim, bu materyallerin
mesajın kendisi olmadığını da kabul ediyorum. Mesaj ayrılmıştır, bize teslim edilmiştir ve etkili bir biçimde aktarılmıştır.
Eğitim materyallerinde hata bulunabilir, yorum farklılıkları olabilir veya bazı konularda farklı açıklamalar karşımıza çıkabilir. Bu durum onları değersiz yapmaz.
Sadece onları ait oldukları kategoriye yerleştirir. Bunlar hakem, hüküm
değildir. Bunlardan hüküm çıkarılmaz. İtaat kapsamına girmezler. Doğru ise
kabul edilir, yanlış ise kabul edilmez. Teyit mekanizması da bunlara belirli
bir otorite verir. Otorite verildiği andan itibaren eski-yeni açıklama gibi insan kaynaklı kriterler ortaya konulmak zorunda kalınacaktır. Bu nedenle teyit diyenlerin de yanıldığını düşünüyorum. Bunları kabul etmenin/etmemenin
tek kriteri DOĞRU veya YANLIŞ olmalarıdır. Nitekim ders veren bir öğretmenin dediği doğru ise doğrudur, yanlış ise yanlıştır. Bu kadar basit. Bunun ötesinde nasıl bir anlam yüklenebilir?
Sonuç
Benim vardığım sonuç oldukça
basittir.
Yetkilendirilmiş Çeviri ve
sunduğu mesaj bütünü, insanların sorumlu tutulduğu mesajdır. Hakem odur. Hüküm
kaynağı odur. İtaat kapsamına giren odur.
Videolar, ses kayıtları, perspektif
yazıları ve diğer çalışmalar ise İslami Eğitim (Islamic Education)
kapsamındadır. Bunlar yeni bir mesaj değildir. Yeni bir otorite değildir. Ancak
insanların mesajı daha iyi anlamalarına yardımcı olan eğitim materyalleridir.
Bu nedenle iki aşırı uçtan da
uzak durmak gerektiğini düşünüyorum. Bana göre bir uç kendi anlayışını ilah edinen ve bu ilah üzerinden insanları kamçılayan yeni bir sözümona Kurancılık akımı doğrucaktır, nitekim 5:6 ayeti için kendi anlayışını mutlak gibi görüp, niyet getirenleri üst perdeden tekfir edenlerin durumu budur, diğer uç ise Teslimiyet'in sözümona Sünniliğini doğruacaktır diye hissediyorum. Zamanla göreceğiz. Ne bu materyalleri ikinci bir vahiy
seviyesine yükseltmek doğrudur, ne de korku ve şüphe nedeniyle onların tamamını
değersiz görmek doğrudur. Onlardan rehberlik aranmaz ama iyi bir öğrenme
aracıdır.
Mesajı mesaj olarak, eğitimi
eğitim olarak değerlendirdiğimizde hem Tanrı'nın din eğitimi sistemi korunmuş
olur hem de dini otorite yalnızca mesajda kalır.
Not: Bu makalede "Mesaj" ile "İslami Eğitim (Islamic Education)" arasında bir ayrım yapılmıştır. Bu ayrım, dini otoritenin sınırlarını ve eğitim materyallerinin konumunu anlamaya yönelik kişisel bir metodoloji çalışmasıdır.
Aşağıda Reşad Halife'nin bu dökümanları nasıl isimlendirdiği ile alakalı örnekleri inceleyebilirsiniz.Referanslar
1) Kur'an: Son Ahit (Yetkilendirilmiş İngilizce Versiyon)
Çeviri, ekler ve dipnotlar.
2) Quran Alone Articles (Makaleler Arşivi)
Reşad Halife'nin makaleleri
Quran Alone Articles Archive






Yorumlar
Yorum Gönder